Oyun'un Çocuk Üzerindeki Bilişsel,Psikomotor,Dil,Sosyal ve Duygusal Gelişimine Etkileri
- noroviapsikoloji

- 4 Kas
- 10 dakikada okunur
1.Oyun Kavramına Genel Bakış

Akyüz'e (2008) göre oyun kavramı tarih boyunca insanların dikkatini çekmiş bir kavram olmasına rağmen bilimsel açıdan ele alınması son yüzyılda gerçekleşmiştir. Bugün oyun kavramı, felsefeden, pedagojiye, sosyolojiden psikolojiye kadar pek çok alanda ilgi gören ve üzerinde araştırmalar yapılan bir olgudur.(Akt.,Topşar,2015,s.27).
Pehlivan'a göre (2012) oyun; insanoğlunun var olduğu her çağ ve her yerde, eğitim ve gelişim açısından sürdürülmüş önemli bir etkinliktir. Çocukların doğduğu andan itibaren başlayan oyun aktiviteleri, onların bıkmadan usanmadan yaptıkları belli becerileri geliştirici ve pekiştirici bir araç niteliğine dönüşmektedir(Akt.,Bilgin,2015,s.9)
Oyun evrensel bir kavramdır ve çocuk bulunan her yerde oyun vardır. Oyunların türü, kullanılan araç-gereç kültürden kültüre değişse de oyun var olmaya devam etmektedir. Oyun oynaması engellenen çocuklarda bir takım psikolojik, sosyal vb. alanlarda sorunların çıktığı yapılan araştırmalar sonucu ortaya konulmuştur. Erken çocukluk döneminde vazgeçilmez bir öğrenme aracı olarak oyun kullanılmaktadır (Koçyiğit,Tuğluk ve Kök,2015,s.327).
Hazar'a (2000) göre diğer bir tanımla oyun, insanların günlük uğraşlarının dışında kalan zamanda, belirli bir amaca yönelik olarak (eğlence, eğitim, sağlık gibi) fiziksel ve zihinsel yeteneklerle, sınırlandırılmış yer ve zaman içerisinde, kendine özgü kurallarla yapılan, gönüllü katılım yoluyla gurup oluşturan, sosyal uyum ve duygusal olgunluğu geliştiren, yetenek, zekâ, dikkat, beceri ve rastlantıya dayanan, katılanları ve çoğunlukla izleyicileri de etkisi altında tutan, gerilim duygusunun eşlik ettiği, sonuçta maddi çıkar sağlamayan, zevk veren etkinliklerdir(Akt.,Orhan,2018,s.11)
Selvi-Bener'e (2013) göre oyun, her yaş grubundan insan için sosyalleşme, eğlenme aracıdır. Arkeolojik kayıtlar incelendiğinde, şaşırtıcı derecede oyun, oyuncak ve oyun aracına rastlanmaktadır. Bu oyunların bir kısmı tabla, aşık ve top oyunları biçiminde yaygınlık kazanmıştır. Ayrıca oyuncak kültürünün de son derece yaygın olduğu bilinmektedir(Akt.,Çavuş,Ayhan,Tuncer,2016,s.6).
Oyun konusu insanoğlunun dikkatini her zaman çeke gelmiştir. Batıda çocuk
oyunlarından söz eden eski bir kaynağın on üçüncü yüzyıla, Dogudaise’e göre ise on
birinci yüzyıla kadar gittiği bilinmektedir. Buna karşılık bilimsel araştırmaların tarihi bir
yüzyıldan fazla değildir. Önce felsefede, pedagojide, antropolojide başlayan oyun
araştırmaları ve kuramları sonra psikolojide ve sosyolojide gitgide artarak sürmüştür; en
yeni çalışmalar ise çocukluğun tarihi alanında yapılmıştır. Kuramsal ve görgül
araştırmalarda ele alınan belli başlı konular; oyun ve iş ayrımı, oyunun çocuğun
gelişimine katkısı, serbest ve programlı oyunların farkı, modern yaşam tarzının oyuna
etkisi gibi konulardır. Oyun araştırmalarında en önemli sorunun yöntembilim sorunu
olduğu, sık sık tekrarlandığı için doğru olduğu varsayılan görüşlerin mutlaka
irdelenmesi gerektiği ortaya çıkmıştır(Erboy,2010,s.9).
Çocuğun gelişim ve eğitiminde oyunun önemi çok büyüktür. Çocuk yaşamı için gerekli olan birçok davranış, bilgi ve becerileri oyun ortamında öğrenmektedir. Oyun kavramının birçok tanımı yapılmıştır. Uluğ'a (1997) göre, bunlardan bazıları:
- Oyun çocuğun kendisini ifade etmesidir.
- Oyun sonucu düşünülmeden yapılan hareketlerdir.
- Oyun çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları kendi deneyimleri ile öğrenmesi yöntemidir.
- Oyun çocuğun işidir.
- Oyun bir uyumdur.
- Oyun hayal ile gerçek arasında bir köprüdür.
- Oyun bir sosyal kuruluştur.
- Oyun, çocuğun iç dünyasını yansıtan bir aynadır.
- Oyun, çocuğun kişiliğinin gelişimini sağlayan en ideal bir ortamdır.
- Oyun, çocuğu yetişkin yaşamına hazırlayan son derece önemli bir araçtır.
- Oyun, çocuğun sosyal ve ahlaki değerleri öğrendiği bir arenadır(Akt. Koçyiğit,Tuğluk ve Kök,2015,s326).
2.1.Oyunun İşlevi
Yavuzer'e (2000) göre oyunun çocuğun bedensel yeteneklerini geliştirmede, ruhsal durumunu anlamada, kişiliğinin olumlu yönde geliştirilmesinde önemli bir rolü vardır. Çocuk için oyun, eğlence, öğrenme ve gelişim kaynağıdır. Çünkü oyunun çocuğun üzerinde uyarıcı etkisi vardır ve bu uyarıcı gelişim alanlarını uyarır. Böylece çocuk farkında olmadan oynayarak tüm gelişimlerine katkı sağlamaktadır(Akt.,Bilgin,2015,s.9).
Vygotsky’nin oyun araştırmaları üzerindeki etkisi, Piaget’ten çok daha karmaşık ve
yaygındır. Vygotsky’ye göre oyun daima toplumsal bir etkinliktir. Oyun tipik bir biçimde tek bir çocuktan fazlasını kapsamaktadır ve oyun parçalarındaki konular, öyküler ya da roller, çocukların kendi toplumlarının sosyokültürel malzemelerini kavrayışlarını ve oyun amacıyla kullanımlarını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla küçük bir çocuk yalnız başına oynadığında bile, Vygotsky bu tür bir oyunun, oyunun konuları ve parçaları sosyokültürel öğeleri ifade ettiği için önemli bir biçimde toplumsal olduğunu düşünmektedir(Çankaya ve Karmete,2008,s.117).
Ergün'e (1980) göre çocukların oyunda gösterdikleri çeşitlilik başka hiçbir canlıda yoktur. Her
ortamda, her durumda, her türlü malzeme ile çocuklar akla hayale gelmedik oyunlar
çıkarırlar. Eldeki imkânlar ve hayal gücü ile çocuk durmadan yeni senaryolar düzenler,
tasarladığı senaryoyu en içten duygularla oynar. Hayvan yavruları hep kendileri olarak
oyun oynadıkları halde, çocukların oynayamayacakları rol yoktur; her cinsi, her
mesleği, her yaştaki insanı, her türlü hayvan ve eşya rolünü rahatça oynayabilirler. (Akt.,Erboy,2010,s.20).
2.2.Oyunun Çeşitleri
Sutton Smith'e (2001) göre oyunları 8 farklı türe ayırmıştır. Bunlar: akılsal- düşsel oyun, yalnız oyun, oyunsu davranış ile eylem, informal sosyal oyun, temsili oyun, performansa dayalı oyun, kutlama ve festivaller, spor müsabakaları ve riskli oyunlardır(Akt.,Bekar,2018,s.18).
Oyunlar kapsam ve bakış açısına göre çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir. En
basit haliyle oyunlar soyut ve temsil olarak ikiye ayırabilir. Soyut oyunlar tamamen
kurallar üzerine inşa edilen, karmaşık bir hayali dünyaya sahip, gerçek hayattan
izlere rastlanmayan yapıdadırlar. Temsil oyunlarıysa gerçek hayattan oyuna
uyarlanan bir yapıya sahiptir. Ancak Parlett gibi bazı teorisyenler oyunların bu
şekilde sınıflandırılmasının sağlıklı olmadığı görüşünü savunmaktadır(Eni,2017,s.12).
Bu sınıflamaların dışında oyunlarda teknolojileri kullanımının yoğunluğuna
göre; “geleneksel oyunlar”, “dijital oyunlar” ve “sanal gerçeklik oyunları” olarak da
sınıflandırılabilir. Geleneksel oyunlar; bilgisayar ortamları dışında hazırlanmış
oyunlardır (saklambaç, körebe, ip atlamak vb.). Dijital oyunlar; bilgisayar ortamı,
oyun konsolları ya da mobil cihazlarla oynanabilen oyunlardır. Sanal gerçeklik
oyunları ise; dijital oyunların gerçek hayata ya da gerçek hayatın dijital ortamlara
bütünleştirilmesiyle oynanabilecek oyunlardır(Eni,2017,s.13).
2.3.Oyun Kuramları
Dönmez'e (2000) göre çocuklarda oyunların geçirdiği evreler yaşlarıyla orantılı olarak değişmektedir. Çocuklardaki, bencil davranıştan işbirliğine yönelme, somuttan soyuta, düşüncelerinde basitten karmaşığa doğru gelişmeler çocuğun oyununa da yansımaktadır. Piaget oyun ve zihin gelişimi arasında temel bir ilişki olduğunu savunarak, oyunun zihinsel gelişime dayalı olarak evrelerini incelemiştir. Freud ise, oyunun çocuğun ruhsal ve kişilik gelişimi üzerinde etkilerini vurgulayarak oyun evrelerini değerlendirmiştir. Miltred Parten,
oyunun çocuğun gelişimindeki sosyal yönünü incelemiştir (Akt.,Koçyiğit,Tuğluk,Kök,2007,s.327)
Kadim'e (2012) göre yapılan bu tanımların neredeyse tamamında ortak
nokta; oyunun çocuklar için çok önemli bir uğraşı olduğu yönündedir. Aşağıda
kavramının daha net anlaşılması için oyun ile ilgili bazı kuramlara yer verilmiştir.
Bunlar: Oyun ile ilgili kuramlar genel olarak üç başlık altında incelenebilir. Bunlar:
“Klasik Oyun Kuramları”, “Dinamik Oyun Kuramları” ve “Diğer Oyun
Kuramları”dır(Akt.,Eni,2017,s.10)
Psikoanalitik Kuram
Freud her davranışın bir nedeni olduğunu söylemektedir. Çocukların
oyunları rastgele, şans eseri oluşmamakta, bireyin farkında olduğu veya
olmadığı duyguları belirtmektedir. İnsanın duyguları, arzuları, denetimden
uzak olan oyunda, düş ve fantezilerde ortaya çıkar. Çocuk gerçeği oyundan
ayırt edebilmektedir. Fakat oyunu gerçek dünyanın nesnelerinden ve
olaylarından kendine özgü bir dünya yaratmada kullanılır. Oyunda sevgi,
nefret, kızgınlık gibi duygularını başkalarına ya da nesnelere yansıtabilir.
Özellikle hoş olmayan deneyimlerin ve duyguların oyunda sık sık
tekrarlanması Freud'un dikkatini çekmiştir(Koçyiğit,Tuğluk,Kök,2007,s.333)
Bilişsel (Zihinsel) Oyun Kuramı
Kadim'e (2012) göre Jean Piaget tarafından geliştirilen bu kuramda oyun, zihinsel bir faaliyettir ve çocukların deneyimleri, tecrübeleri sonucu ortaya çıkan ürün olarak görülmektedir. Bilişsel oyun kuramına göre oyun; analiz edilen bilgiyi sisteme koymanın yolu, yani uyumdur. Oyun çocuğun bilgiyi yapılandırmak için kullanacağı en uygun araçtır ve Piaget çocuğun bilgi oluşturma sürecine dikkat çekerken, çocuğa dışarıdan bir şeyler öğretmenin mümkün olmadığını, ancak öğrenmenin ancak etkileşim ve zihinsel işlem yoluyla gerçekleşebileceğini belirtir(Akt.,Eni,2017,s.11).
Erikson Kuramı
Sevinç'e(2005) göre Ericson oyunu psikososyal gelişim kuramı ışığı altında ele almış ve bu
bağlamda değerlendirmiştir.Oyunun çocuğun psikososyal gelişiminin aynası
olduğunu, gelişim dönemleri boyunca farklılık gösterdiğini vurgulamıştır.
Erikson, oyunun benlik gelişimine etkileri üzerinde durmuştur(Akt.,Koçyiğit,Tuğluk,Kök,2007,s.334).
İster klasik kuramlar, isterse dinamik kuramlar olsun ortak görüşleri,
oyunun önemli bir öğrenme ve dinlenme aracı olduğu yönündedir. Oyunda
yapılan bilinçli ya da bilinçsiz etkinliklerin bireye katkı sağladığı ve bunun
planlanmış ortamlarda daha da etkili olacağı yönündedir(Koçyiğit,Tuğluk,Kök,2007,s.334).
Huizinga Teorisi
Hollandalı tarihçi Johan Huizinga (1872-1945)'nın kuramına göre oyun çeşitli kültürlerden çıkma olmayıp, bu kültürlerin oluşmasında en önemli özelliktir(Pehlivan,2014,s33) . And'a (1974) göre Huizinga'ya göre oyun bir tepki ya da içgüdü değil belli bir işleve sahiptir.Daha sonraki yıllarda Montessorı ve Piaget aynı görüşü teorilerinde kullanmışlardır.Huizinga'ya göre oyun istekle yapılan gönüllü bir eylemdir.Zorlama diye birşey yoktur yani oyun özgürdür ve süreklidir devamlı tekrarlanır(Akt.,Poyraz,1999,s.33)
Helenko Sistem Kuramı
Helenko'ya (1958) göre kişi oyun ortamını oluşturup dışardan gelen olumsuz etkiyi ortadan kaldırabilir.Çocuk böyle bir yeteneğe sahiptir.Helenko oyun oynamayı kişi ile çevresi arasında ilişki olarak ele alır.Ona göre kişi sistemin bir kutbunu,çevre ise nesnel kutbunu oluşturur ve nesnel kutup çocuk tarafından serbestçe seçilmelidir.Bu sistemde çocuk kendi kendine bir oyun ortamından diğer bir oyun ortamına geçebilir,böylece olumsuz etkenleri de ortadan kaldırabilir(Akt.,Poyraz,1999,s.34).
2.4.Oyunun Çocuk Üzerindeki Etkileri
Oyun içten güdümlü bir süreçtir ve oyunda her şey mümkündür. Dışarıdan
yönlendirilen bir etkinlik değildir. Çok dinamik, yaratıcı ve esnek bir ortamdır. Oyunun
belirli kuralları vardır fakat katılımcılar isterlerse bu kuralları değiştirebilirler. Oyuna
aktif katılım şarttır ve oynayanlar üzerinde olumlu etkiler bırakır. Oyun oynanan mekân,
oyunda kullanılan araç gereçler, oyuna katılanlar ve oyunda ortaya çıkan davranışlar
çok önemlidir. Oyun bazı hallerde yoğun dikkat gerektirir. Oyunlar el-göz
koordinasyonunun gelişmesine katkıda bulunur, yeteneklerin ve kavramların
olgunlaşmasına zemin oluşturur(Kaya,2013,s.23).
Oyun, çocuk için gerçek dünya ile hayal dünyası arasındaki bir köprüdür.Oyun oynayan çocuk,oyun oynamayan çocuktan daha sağlıklı ve daha çabuk gelişir.Oyunun değeri düşünülürse,çocuğun tüm gelişimsel alanlarını yani fiziksel,psiko-motor,zihinsel,dil,duygusal,sosyal gelişimini destekleyici olmakla birlikte,çocuğu gerçek hayata hazırlayıcı etkin bir araç olduğu görülmektedir(Öztürk,2001,s.11).
Psikolojik Gelişime Etkisi
Huizinga'ya (2006) göre oyun, ruha dinlenme ve gevşeme sağlayan bir ilaç gibi,çalışmanın geriliminden kurtulmaktan başka bir şey sağlamaz.Ancak,boş zaman zevki,mutluluğu ve yaşama sevincini içeriyor gibidir.Oyun esnasında çocuğun tek düşüncesi oyundur.Oyun oynarken çocuğun aklına hiçbir sıkıntı ya da üzüntü gelmez.Bu durum bir süreliğine de olsa çocuğu sıkıntılardan uzaklaştıracağı ve onu mutlu edeceği için psikolojik olarak çocuğa yarar sağlayacaktır(Akt.,Yılmaz ve Erduran,2015,s.16).
Fiziksel Gelişimine Etkileri
Okul öncesi dönemde motor becerilerin gelişmesinde cinsiyetin etkileri görülmeye başlar.Bu sürede atlama,dikey sıçrama ve sürat koşularında cinsiyet farkının erkekler lehine ortaya çıktığı görülür.Buna karşılık kız oyunlarında daha çok ip atlama ve sek sek oynadıkları için koordinasyonu ve dengeyi gerektiren becerilerde erkeklerden daha üstündürler.Daha sonraki yıllarda cinsiyet farkı daha belirgin şekilde ortaya çıkar(Yılmaz ve Erduran,2015,s.12).
Koşma,atma,atlama,tırmanma,sürünme,sıçrama vb. fiziksel güç gerektiren hareketleri içeren oyunlar,çocuğun vücut sistemlerinin(solunum,dolaşım,sindirim,boşaltım sistemleri) düzenli çalışmasını sağlar.Ayrıca açık havada oynanan oyunlar çocuğun güneşten ve temiz havadan yararlanmasını sağlayarak,bedensel gelişimini hızlandırır.Oyunda terleme yoluyla bedendeki zehirli atıkların atılmasını sağlar.Çocukta biriken enerji yine oyun yolu ile sar edilir.Çocuk sağlığını korumayı kendini ve çevresini temiz tutmayı öğrenir(Öztürk,2001,s.11).
Psikomotor Gelişimine Etkileri
Psikomotor gelişim,fiziki büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişmesine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanmasıdır.Çocuk oyunda bedenini çalıştırır,kaslarını çeşitli biçimlerde kullanarak geliştirir.Yürüme,koşma,atlama,sekme,sıçrama,tırmanma gibi hareketlerle büyük kasların gelişmesine olanak sağlanır.Oyun oynayan çocuk gücünü arttırır,tepki yeteneğini geliştirir,büyük-küçük kaslarını denetim altına almayı ve gerekli hızda kullanmayı öğrenir,dikkatini geliştirir,bedensel esneklik kazanır(Öztürk,2001,s.12).
Zihinsel Gelişime Etkileri
Hazar'a (2000) göre oyunun zihinsel gelişime en başta katkısı, öğrenmedir.Çocuk oyunda her çeşit nesneyi ve kavramı tanıyarak,kullanma özelliklerini,görevlerini öğrenir.Bu öğrenme,zihinde bir bilgi birikimi ve çalışma açısından gelişmedir.Oyun anında sürekli olarak düşünme,algılama,kavrama ve simgeleme gibi zihinsel yönden,soyut yetenekler açısından bir faaliyet gösterir.Bu da zihinsel gelişimi destekleyen önemli faktörlerdendir(Akt.,Yılmaz ve Erduran,2015,s.11).
Özdoğan'a (1997) göre çocuk çevresi ve toplumun bir çok niteliğini,gerçeklerini oyun yolu ile öğrenir.Oyun sırasında çocuğun duyuları çok iyi çalışır hareket becerileri zeka ve mantık yürütme,merak anlama becerileri gelişir.Oyun oynayan çocuk hem oyuncaklarıyla hem de diğer çocuklarla sürekli olarak sözel alış veriş yapar.Bu kapsam içinde Piaget alıştırma,sembolik ve kurallı oyunlar olmak üzere üç oyun şekli üzerinde durmaktadır.Bu sıralama çocuğun bilişsel gelişimi ile paralellik göstermektedir(Akt.,Poyraz,1999,s.37).
Oyun oynarken çocuk dünyayı ve çevresini keşfeder, yeni bilgiler edinir,merak duygusunu tatmin eder.Bellekte tutma,hatırlama,isimlendirme,eşleştirme,sınıflandırma gibi yetenekleri gelişir.Mantık yürütmeyi,sebep sonuç ilişkileri kurmayı öğrenir.Dikkatini toplamayı,kendini bir amaca yöneltmeyi oyunda ortaya çıkan sorunları görmeyi,bunlara çözümler bulmayı öğrenir.Oyun aracılığı ile eğitim daha kolay gerçekleştirilebilir.Oyunla eğitime etkin öğrenme,yaşayarak,aktif öğrenme de denilmektedir.Oyunla eğitimde çocuk duyularını kullanır,dokunur,görür,duyar,hisseder.Böylece kalıcı ve kolay bir öğrenme ortamı sağlanır(Öztürk,2001,s.13).
Dil Gelişimine Etkileri
Oyun, çocuklarda ifade edebilme,anlatma gelişimine büyük katkı sağlar.Elindeki çıngırağı,topu vb. şeyleri ile oynayan çocuğun sevinç ve kızgınlığını belirtmek için çıkardığı sesler onun ilk konuşmalarıdır.Anlamsız çıkarılan bu sesler zamanla anlamlı hale dönüşmeye başlar.Dört-beş yaşlarında akranlarıyla oynarken aldığı role uygun konuşmaya çalışır.Beş yaşından sonraki oyunların tamamında çocuklar birbiriyle diyalog kurarlar.Bütün bu süreçte yapılanlar çocukların dil gelişimini olumlu yönde etkiler(Yılmaz ve Erduran,2015,s.17).
Dil, iletişimin sembollerle ifade edilen kısmıdır.Çocuğun yaşama başlamasıyla önce alıcı,sonra ifade edici şekilde gelişir.Canlı bir oyun ortamında çocuğun sözcük dağarcığı gelişir,daha düzgün ve uzun cümleler kurmayı öğrenir;rahat konuşma ve düşüncelerini açıklama alışkanlığı kazanır.Sözlü olarak anlaşmayı,sorunları çözmeyi öğrenir(Öztürk,2001,s.13).
Duygusal Gelişimine Etkileri
Seyrek-Sun'a(1991) göre çocuk oyunlarının duygusal gelişmeye olan etkileri incelendiğinde,çocuğun duygusal tepkilerini denetim altına almayı,düşüncelerini ifade etmeyi öğrendiği,sorunlarını ortaya koyduğu,kendine güven ile estetik beğenilerin geliştiği görülür(Akt.,Poyraz,1999,s.39).
Oyun çocuğun duygularını ifade etmesini sağlar. Yetişkinlerin koyduğu kısıtlama ve kuralların sıkıntısından kurtulmasına yardımcı olur.Çocuk oyununda özgür olma,kendini ifade etme ve çevresiyle uyumlu ilişkiler kurma gereksinimini giderir.Çocuğun davranışları, düşünceleri, duyguları ve en açık biçimde oynarken ortaya çıkar, rekabet, kıskançlık, kızgınlık, düşmanlık, öfke gibi duygularını oyuna yansıtır.Sevgisini, mutluluğunu yine oyunla sergiler.Farkında olmadan iç dünyasını yetişkinlere bu yolla açar.Örneğin bebekleriyle evcilik oynarken kız kardeşini kıskanan bir çocuk,oyunlarında kardeşi rolündeki bebeği cezalandırabilir ya da dönmemek üzere seyahate gönderebilir(Öztürk,2001,s.13).
Sosyal Gelişime Etkileri
Devries'e (1998) göre oyun oynarken, çocuklar kurallara uyulmadığında neler olabileceğini gözlemleme şansı bulmakta ve kurallara uymanın gerekliliğini gözlemleme şansı bulmakta ve kurallara uymanın gerekliliğini içselleştirmektedirler.Oysa gerçek hayatta çocuklar yetişkinlerin söylediği kurallara,nedenlerini anlamdan bilinçsiz bir şekilde uymaktadırlar.Çocuklar oynadıkları oyunlarda; dürüstlük,insan hakları ve kuralların nedenlerini içeren durumlarla karşılaştıkça ahlaki gereklilikler bilinci geliştirmektedirler.Özellikle yarışma türü oyunlar bu tür bir bilincin gelişmesinde büyük etki yapmaktadır.Çocuklar yarışmanın ancak kurallar üzerinde anlaşmakla mümkün olabileceğini kavramaktadır(Akt.,Yılmaz ve Erduran,2015,s.14)
Çocuk doğru-yanlış, iyi-kötü,haklı-haksız gibi toplumda değeri olan ahlaki kavramları oyun sırasında görür, öğrenir, dener, benimser ve benliğinin bir parçası yapar.Yetişkinlerle ve yaşıtlarıyla oynarken görerek ve uygulayarak iyi huylar edinir.Toplum kurallarını en kolay oyun sırasında öğrenir.Sırasını beklemek,paylaşmak, işbirliği yapmak,kendi hakkını savunmak,başkalarının haklarına saygı göstermek,çevresi ile uzlaşmak,düzen ve temizlik alışkanlıkları edinmek,karşısındakini dinlemek,kendini ifade edebilmek hep oyun sırasında öğrenilir.Oyun yoluyla çocuk gelecekteki rollerini kazanır.Özellikle hayali ve dramatizasyon oyunlarında çocuk,yetişkin yaşantısını taklit ederken,gerçek yaşantısında yer alacak deneyimler kazanır(Öztürk,2001,s.14).
Çocuğun Yaratıcılığının Gelişimine Etkileri
Oğuzkan'a (1989) göre yaratıcı oyun ''Çocukların daha önceden belirlenmiş metinlere ya da kurallara bağlı olmaksızın gelişim düzeylerine uygun şartlarda tek başlarına ya da gruplar halinde,kendi koydukları kurallar ile oynadıkları serbest oyundur'' şeklinde tanımlanmaktadır.Örneğin blok köşesinde şoförcülük oynayan çocuklar bu meslek ile ilgili tüm bildiklerini uygularlar.Kendi hayal güçleriyle de oyuna yenilikler ve değişiklikler katarlar(Akt.,Poyraz,s.38).
Oyun çocuğun yaratma ortamıdır.Çocuk tüm konuşma kabiliyetini,düşünme ve ortaya koyma yeteneğini,tecrübe hazinesini,gözlem yeteneğini oyunla sergiler.Çocuk yalnız büyüklerden öğrendiğini ve gördüğünü oyuna aktarmakla kalmaz,kendi yeteneklerini de bunlara katarak yeni şeyler yaratır(Öztürk,2001,s.14).
Kaynakça
1. Bekar,B.(2018).Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan ve olmayan çocuklarda bilgisayar oyun bağımlılığı.(Yüksek Lisans Tezi).Hasan Kalyoncu Üniversitesi,Gaziantep,Türkiye.
2. Bilgin, H,C.,(2015).Ortaokul öğrencilerinin bilgisayar oyun bağımlılık düzeyleri ile iletişim becerileri arasındaki ilişki.(Yüksek Lisans Tezi).Pamukkale Üniversitesi,Denizli,Türkiye.
3.Çankaya, S.,& Karamete, A.(2008).Eğitsel bilgisayar oyunlarının öğrencilerin matematik dersine ve eğitsel bilgisayar oyunlarına yönelik tutumlarının etkisi.Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 4(2),115-127
4.Çavuş,S., Ayhan, B.,&Tuncer,M.(2016).Bilgisayar oyunları ve bağımlılık:Üniversite öğrencileri üzerine bir alan araştırması.İletişim Ve Kuram Dergisi, 2016(43), 265-289.
5.Eni, B.(2017).Lise öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ve algıladıkları ebeveyn tutumlarının değerlendirilmesi(Yüksek Lisans Tezi).Haliç Üniversitesi,İstanbul,Türkiye
6.Erboy, E.(2010).İlköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin bilgisayar oyun bağımlılığına etki eden faktörler.(Yüksek Lisans Tezi). Adnan Menderes Üniversitesi,Aydın,Türkiye.
7.Kaya, A,B.(2013).Çevrimiçi oyun bağımlılığı ölçeğinin geliştirilmesi:Geçerlik ve güvenirlik çalışması.(Yüksek Lisans Tezi),Gaziosmanpaşa Üniversitesi,Tokat,Türkiye
8. Koçyiğit, S., Tuğluk, M.N,& Kök, M.(2007).Çocuğun gelişim sürecinde eğitsel bir etkinlik olarak oyun. Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Dergisi, 2(16), 324-342.
9.Orhan, E.(2018).10-14 yaş arasındaki çocukların fiziksel aktivite seviyesi dijital oyun bağımlılığı ve dikkat düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi.(Yüksek Lisans Tezi), Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi,Niğde,Türkiye.
10.Öztürk, A.(2001).Okul öncesi eğitimde oyun(1.baskı) Ankara:Esin Yayınevi.
12.Poyraz,H.(1999).Okul öncesi dönemde oyun ve oyuncak.Ankara:Anı Yayıncılık.
13.Topşar, A.(2015). Ortaokul öğrencilerinde duygusal zeka ile bilgisayar oyun bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi.(Yüksek Lisans Tezi),Fatih Üniversitesi,İstanbul,Türkiye
14.Yılmaz,M.,& Erduran, N.(2015).Oyun dünyam dünyam oyun.Ankara:Eğiten Kitap Yayıncılık.



Yorumlar