top of page

Beyniniz ve Kaydırma Döngüsü: Kısa Videoların Zihinsel Sağlığınız Üzerindeki Etkileri

  • Yazarın fotoğrafı: noroviapsikoloji
    noroviapsikoloji
  • 6 Ara 2025
  • 6 dakikada okunur

Giriş: Sonsuz Akışın Cazibesi

Hiç sadece "birkaç dakikalığına" diye açtığınız TikTok veya Reels'de kendinizi bir saat sonra buldunuz mu? Yalnız değilsiniz. TikTok, Instagram Reels ve YouTube Shorts gibi kısa biçimli video (Short-Form Video - SFV) platformları, dijital hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Eğlenceden eğitime, reklamlardan siyasete kadar her alanda karşımıza çıkan bu platformlar, sonsuz kaydırma arayüzleri ile dikkatimizi anında yakalıyor.

Bu metnin amacı, bu uygulamaların beynimizi, dikkatimizi ve duygularımızı nasıl etkilediğini bilimsel verilerle ama herkesin anlayabileceği bir dille açıklamaktır. Burada sunulan bilgiler, 98.000'den fazla katılımcıyı içeren, 71 bilimsel çalışmayı kapsayan bir derlemeye ve bu çalışmaların 70'inden elde edilen verilerin meta-analizine dayanmaktadır. Amacımız, dijital alışkanlıklarınızı daha bilinçli bir şekilde yönetmeniz için size bir rehber sunmaktır.


1. Anlık Tatmin Makinesi: Beyniniz Neden Daha Fazlasını İstiyor?

Kısa videoların bu kadar çekici olmasının ardında, beynimizin temel çalışma prensipleri yatmaktadır. Bu platformlar, beynimizin ödül ve alışkanlık sistemlerini harekete geçirmek üzere tasarlanmıştır.

1.1. Dopamin Döngüsü ve Algoritmik Ödüller

Bir video biter bitmez karşınıza çıkan yeni, komik, şaşırtıcı veya duygusal olarak uyarıcı bir içerik, beyninizde küçük bir "ödül" hissi yaratır. Bu hissin kimyasal sorumlusu dopamindir.

Algoritmik Ödül: Her kaydırma, bir sonraki videonun ne getireceğine dair öngörülemez bir ödül beklentisi yaratır. Kumar makinelerine benzer bu belirsizlik, dopamin salınımını güçlü bir şekilde tetikler.

Pekiştirme Döngüsü: Dopamin salgılandığında kendimizi iyi hissederiz ve beynimiz bu davranışı (kaydırmayı) tekrar etmemiz için bizi teşvik eder. Bu durum, sürekli olarak en sevdiğiniz atıştırmalıktan bir tane daha istemeye benzer. Zamanla bu döngü, uygulamayı dürtüsel olarak açma alışkanlığına dönüşür.

1.2. Karmaşık Teorileri Basitleştirmek: Alışkanlık ve Duyarlılaşma

Groves ve Thompson (1970) tarafından ortaya atılan "alışkanlık (habituation) ve duyarlılaşma (sensitization)" teorisi, SFV'lerin beynimizi nasıl şekillendirdiğini anlamak için mükemmel bir çerçeve sunar.

Alışkanlık (Habituation): Beynin Yavaşlamaya Karşı Sabırsızlığı Sürekli olarak hızlı tempolu, yüksek uyaran içeren videolara maruz kalmak, beynimizi daha yavaş ve zihinsel çaba gerektiren görevlere karşı duyarsızlaştırabilir. Beyniniz, daha düşük tempolu uyaranlara karşı "alışkanlık" geliştirir ve onlardan eskisi kadar keyif almamaya başlar.

Duyarlılaşma (Sensitization): Yenilik ve Heyecan Arayışı Aynı zamanda, algoritmanın sunduğu anlık ve öngörülemez ödüller (bir sonraki ilginç video), beynimizi bu tür anlık tatminlere karşı daha duyarlı hale getirir. Beynimiz, bir sonraki kaydırmada gelecek olan yeniliği ve heyecanı aramaya başlar. Bu durum, anında tatmin arama dürtümüzü güçlendirir ve dürtüsel davranışları pekiştirir.

Peki, beynin bu çalışma şekli dikkatimiz, hafızamız ve öz kontrolümüz gibi daha belirli zihinsel becerileri nasıl etkiliyor?


2. Beyniniz Akıştayken: Bilişsel Etkiler

Kapsamlı bir meta-analiz, artan SFV kullanımının genel olarak daha zayıf bilişsel performansla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu ilişki, hem gençler hem de yetişkinler için tutarlı bir şekilde gözlemlenmiştir.

2.1. En Büyük Etki: Dikkat ve Öz Kontrol

SFV kullanımının en güçlü olumsuz etkileri, zihinsel becerilerimizin iki temel direği üzerinde görülmektedir:

Dikkat (r = −.38): Hızlı ve sürekli değişen içerik akışı, tek bir göreve uzun süre odaklanma yeteneğimizi, yani sürdürülebilir dikkatimizi zayıflatabilir.

Ketleyici Kontrol (Inhibitory Control) (r = −.41): Bu, anlık dürtüleri bastırma ve amaca yönelik davranışları sürdürme yeteneğimizdir. Artan SFV kullanımı, bu öz kontrol mekanizmasını zayıflatarak bizi daha dürtüsel yapabilir.

Basitçe söylemek gerekirse, tek bir göreve odaklanma yeteneğimiz azalırken anlık dürtülerle hareket etme eğilimimiz artabilir.

2.2. Diğer Bilişsel Beceriler Üzerindeki Etkiler

Aşağıdaki tablo, bu ilişkinin farklı bilişsel alanlardaki gücünü özetlemektedir. "r" değeri, -1 ile +1 arasında değişen bir korelasyon katsayısıdır; 0'dan uzaklaştıkça ilişkinin gücü artar. Örneğin, genel bilişsel performansla bulunan orta düzeyde olumsuz ilişki (r = −.34), artan kullanımın daha zayıf performansla ilişkili olduğunu gösterir.

Bilişsel Alan

Etki Düzeyi (r değeri)

Anlamı

Ketleyici Kontrol

Orta (r = −.41)

Artan kullanım, dürtüleri kontrol etmede zorlukla ilişkilidir.

Dikkat

Orta (r = −.38)

Artan kullanım, dikkat süresinin kısalmasıyla ilişkilidir.

Çalışma Belleği

Zayıf (r = −.21)

Artan kullanım, bilgiyi kısa süreli tutma ve kullanmada zorlukla ilişkilidir.

Hafıza

Zayıf (r = −.14)

Artan kullanım, hafıza performansında hafif bir düşüşle ilişkilidir.

Muhakeme

Zayıf (r = −.13)

Mevcut veriler, kullanım ile mantık yürütme arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki göstermiyor (p = .281).

Zihinsel becerilerimiz üzerindeki bu etkiler, kaçınılmaz olarak duygusal dünyamızı da şekillendiriyor.


3. Duygularınız Akıştayken: Ruh Hali Üzerindeki Etkiler

Araştırmalar, artan SFV kullanımının genel olarak daha zayıf ruh sağlığı ile ilişkili olduğunu göstermektedir . Ancak bu etki, bilişsel etkilerden daha zayıftır ve bazı alanlarda şaşırtıcı sonuçlar ortaya koymaktadır.

3.1. Stres, Kaygı ve Depresyon

En belirgin duygusal etkiler şunlardır:

Stres (r = −.34) ve Kaygı (r = −.33) ile orta düzeyde güçlü bir ilişki bulunmuştur. Sürekli uyaran akışı ve "bir şeyler kaçırma korkusu" (FoMO), bu duyguları tetikleyebilir.

Depresyon (r = −.23) ile olan ilişki daha zayıftır, ancak yine de anlamlıdır.

• Ayrıca yalnızlık ve düşük uyku kalitesi gibi diğer olumsuz durumlarla da zayıf ilişkiler gözlemlenmiştir.

3.2. Şaşırtıcı Bir Bulgu: Beden Algısı ve Öz Saygı

Pek çok sosyal medya platformunun aksine, meta-analiz, SFV kullanımı ile beden algısı veya öz saygı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Bu beklenmedik sonucun ardında iki potansiyel neden olabilir:

1. İçerik Çeşitliliği ve Temsili: Bu platformlar sadece idealize edilmiş güzellik standartlarını değil, aynı zamanda beden olumlama (body positivity) hareketini ve çok çeşitli vücut tiplerini aktif olarak teşvik eder. Bu durum, tek tip güzellik algısının olumsuz etkilerini dengeleyebilir.

2. Aktif Katılım: Birçok kullanıcı sadece pasif bir izleyici değildir; aynı zamanda içerik üreticisidir. İçerik üretmek, bazıları için yaratıcı bir ifade biçimi ve sosyal onay alma yoluyla öz saygıyı destekleyici bir rol oynayabilir.

Peki bu etkiler herkeste aynı mı? Sadece ne kadar süre harcadığımız mı önemli, yoksa bu platformları nasıl kullandığımız daha mı belirleyici?


4. Ne Kadar Değil, Nasıl Kullandığınız Önemli

Araştırmanın en önemli bulgularından biri, SFV'lerin etkilerinin sadece kullanım süresine bağlı olmadığını, kullanım şeklinin çok daha belirleyici olduğunu göstermesidir.

4.1. "Bağımlılık" ve "Süre": Fark Nerede?

Analizler, ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerle en güçlü ilişkiyi gösteren ölçütün, basitçe "kullanım süresi" (günde kaç saat) değil, "SFV bağımlılığı" (kontrol edilemeyen, alışkanlık haline gelmiş, hayatın diğer alanlarını aksatan kullanım) olduğunu ortaya koymuştur.

Bu ne anlama geliyor? Önemli olan, ekranda geçirilen sürenin uzunluğu değil, bu sürenin niteliğidir. Kaynak araştırmanın da belirttiği gibi, günde 3 saatini bilinçli olarak eğitici veya rahatlatıcı videolar izleyerek geçiren birinin zihinsel sağlığı, günde sadece 1 saatini kontrolsüzce ve dürtüsel olarak kaydırarak, hayatındaki sorumlulukları aksatan birinden daha az olumsuz etkilenebilir.

4.2. Çoklu Platform Etkisi

Bulgular, sadece TikTok kullanmak yerine, birden fazla SFV platformunu (genel SFV kullanımı) aktif olarak kullanmanın, olumsuz etkilerle daha güçlü bir ilişki gösterebileceğini ima etmektedir. Bu durum, farklı platformlardaki sürekli uyaranlara maruz kalmanın kümülatif (birikimli) bir etki yarattığını düşündürmektedir.

Bu bilgiler ışığında, dijital alışkanlıklarımızın kontrolünü nasıl geri alabiliriz?


5. Kontrolü Geri Almak: Bilinçli Kaydırma İçin Bir Rehber

Amaç, bu platformları tamamen yasaklamak değil, "dengeli ve bilinçli" bir kullanım alışkanlığı geliştirmektir. "Goldilocks Hipotezi" olarak bilinen görüş, aşırıya kaçılmadığında ılımlı dijital medya kullanımının bağlantı kurma, eğlenme ve bilgi edinme gibi faydalar sağlayabileceğini öne sürer.

5.1. Farkındalıkla Başlayın

İlk adım, bu uygulamaları neden ve nasıl kullandığınızı dürüstçe değerlendirmektir. Kendinize şu soruları sorun:

• Uygulamayı genellikle ne zaman açıyorum? Can sıkıntısından mı, stresten mi, yoksa belirli bir amaç için mi?

• Hangi tür içerikler bana kendimi iyi, hangileri kötü hissettiriyor?

• Uygulamayı kapattıktan sonra genellikle nasıl bir ruh halinde oluyorum? Enerjik ve motive mi, yoksa yorgun ve moralsiz mi?

5.2. Eyleme Geçirilebilir Stratejiler

Aşağıda, dijital refahınızı artırmak için hemen uygulayabileceğiniz, araştırmalara dayalı pratik adımlar bulunmaktadır:

1. Zaman Sınırları Belirleyin Örneğin, Hunt ve arkadaşlarının (2023) yaptığı bir deneysel çalışma, sosyal medya kullanımını günde 1 saatle sınırlamanın ve yakın olmayan kişileri sessize almanın, depresif belirtileri ve sosyal karşılaştırmayı önemli ölçüde azalttığını ortaya koymuştur. Telefonunuzun veya uygulamaların kendi içindeki ekran süresi hatırlatıcılarını ve sınırlayıcılarını kullanın.

2. Algoritmayı Eğitin Akışınızın kontrolü sizdedir. Size kötü hissettiren, zamanınızı boşa harcadığınızı düşündüren veya ilgilenmediğiniz içerikleri gördüğünüzde "İlgilenmiyorum" seçeneğini kullanın veya içeriği gizleyin. Bu, algoritmanın size daha olumlu ve faydalı içerikler sunmasını sağlar.

3. "Dijital Detoks" Molaları Verin Beyninize dinlenmesi için fırsat tanıyın. Özellikle yatmadan önceki bir saat ve sabah uyandıktan sonraki ilk saat gibi kritik zamanlarda bu uygulamalardan uzak durun. Bu küçük mola, özellikle uyku kalitenizi artırmaya ve güne daha odaklanmış başlamanıza yardımcı olabilir.

4. Alternatifler Yaratın Uygulamayı açmanıza neden olan duyguyu (can sıkıntısı, yalnızlık, stres) fark etmeye çalışın. Bu anlar için başvurabileceğiniz alternatif bir aktivite listesi hazırlayabilirsin.

Örneğin:

    ◦ Canım sıkıldığında: Kısa bir yürüyüş yapıp, bir podcast bölümü dinleyebilirsin.

    ◦ Stresli hissettiğimde: Bir arkadaşını arayabilirsin, 5 dakika nefes egzersizi yapabilirsin.

    ◦ Yalnız hissettiğimde: Ailenden birini ara, ortak ilgi alanlarına sahip olduğun bir toplulukla (online veya offline) etkileşime geçmeyi deneyebilirsin.


Sonuç: Bilinçli Bir Dijital Kullanıcı Olmak

SFV platformları, beynimizin ödül sistemini hedef alarak güçlü alışkanlıklar yaratma potansiyeline sahiptir. Özellikle dikkat ve öz kontrol gibi kritik bilişsel işlevleri etkileyebilir ve ruh halimiz üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilirler.

Ancak unutulmamalıdır ki, en önemli faktör bu araçları nasıl kullandığımızdır. Pasif bir tüketici olmak yerine, dijital araçlarını kendi amaçları, hedefleri ve refahı doğrultusunda bilinçli bir şekilde kullanan bir "dijital kullanıcı" olabilirsiniz. Kontrol sizin elinizde.

Kaynakça:

Nguyen, L., Walters, J., Paul, S., Monreal Ijurco, S., Rainey, GE, Parekh, N., Blair, G. ve Darrah, M. (2025). Beslemeler, duygular ve odaklanma: Kısa biçimli video kullanımının bilişsel ve zihinsel sağlık ilişkilerini inceleyen sistematik bir inceleme ve meta-analiz. Psikolojik Bülten, 151 (9), 1125–1146. https://doi.org/10.1037/bul0000498 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page