Bağımlılık Nedir? Türleri ve Beyin Üzerindeki Etkileri
- noroviapsikoloji

- 4 Kas
- 4 dakikada okunur

Bağımlılık, kişinin olumsuz sonuçlarına rağmen maddeyi ya da sanal uyaranları kontrolsüz biçimde arama ve kullanma isteğiyle ortaya çıkan, tekrarlayıcı bir durumdur. Bu durumun bir beyin hastalığı olarak kabul edilmesinin nedeni, maddelerin veya sanal alışkanlıkların beynin yapısını ve çalışma şeklini değiştirmesidir. Bu değişiklikler uzun süre devam edebilir ve kişinin düşünce, duygu ve davranışlarını olumsuz yönde etkileyebilir. Beynin haz ve ödül arayışı, bireyin davranışlarını yönlendirirken; bireyin düşünceleri, beklentileri ve davranışları da beynin ödül sistemini etkilemektedir.
Oral ve arkadaşlarına (2011) göre “bağımlılık” kavramı ilk kez 1964 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından tanımlanmış ve madde bağımlılığı ile alışkanlıklara dayalı bağımlılık olmak üzere ikiye ayrılmıştır. DSÖ’nün ICD-10 (Uluslararası Hastalık Sınıflandırma Kılavuzu) kapsamında bağımlılık, bireyin madde ya da davranışa karşı duyduğu yoğun istek sonucu zihinsel, davranışsal ve psikolojik bozulma olarak tanımlanmaktadır (Akt. Büdük, 2018, s.25).
Marlatt’a (1988) göre bağımlılık; sağlık, kişisel ve sosyal problemlerin yaşanma riskini artıran, tekrarlayıcı davranışlar bütünüdür. Kişi, kullanımı azaltmaya çalışsa da iradesini kontrol edemeyip madde kullanımını sürdürür (Akt. Balıkçı, 2018, s.1).
Günüç’e (2009) göre bağımlılık, kişinin isteğiyle başlayan fakat zamanla iradesi dışında devam eden süreğen bir durumdur. Tarih boyunca insanlar, yaşamın stres ve sorunlarından uzaklaşmak için keyif verici maddelere yönelmişlerdir (Akt. Çakıcı, 2018, s.28).
Bağımlılık üzerine yapılan araştırmalar, uzun yıllar boyunca sigara, alkol ve uyuşturucu gibi maddelere odaklanmıştır. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte yeni bağımlılık türleri ortaya çıkmıştır. Bilgisayar, internet, video oyunları, cep telefonu ve sosyal medya bağımlılıkları, günümüzde en sık incelenen davranışsal bağımlılıklar arasındadır (Çavuş, Ayhan & Tuncer, 2016, s.271).
Çakır ve arkadaşlarına (2013) göre bağımlılık, bireye başka yollarla elde edilemeyecek haz ve tatmin duyguları sunar. Bu durum acı, rahatsızlık veya belirsizlik hissini geçici olarak bastırır ve kişiye yapay bir güvenlik duygusu verir (Akt. Orhan, 2018, s.15).
Uzbay’a (2009) göre bağımlılığın biyolojik yönü, beyindeki nörotransmitterler ve mezolimbik ödül sistemiyle ilişkilidir. Bağımlılık yapan maddeler, bu sistemdeki reseptörler üzerinde değişiklikler yaratarak etki gösterir. “Psikomotor stimülasyon teorisine” göre tüm bağımlılık yapan maddeler doza bağlı olarak uyarıcı etki gösterir ve aşırı neşe hissi yaratır (Akt. Aktaş, 2018, s.7).
Beyin, yaşamı sürdürmek ve temel ihtiyaçları karşılamak için yürütülen davranışları haz ile ilişkilendirir ve bu sayede bu davranışları tekrarlamamızı otomatik olarak öğrenir. Ödül sistemi her aktive olduğunda, beyin bu davranışın önemli olduğunu kaydeder ve kişinin farkında olmadan aynı davranışı tekrar etmesine yol açar. Bu mekanizma, hem doğal ödülleri hem de bağımlılık yapıcı maddeler veya davranışları aynı şekilde pekiştirir.
Öztürk’e (2018) göre geçmişte kumar, madde ve alkol bağımlılığı öne çıkarken; günümüzde teknoloji, televizyon ve internet bağımlılığı gibi davranış temelli bağımlılıklar ön plana çıkmaktadır (Akt. Bekir, 2018, s.12).
Öztürk ve arkadaşlarına (2007) göre klinik uygulamalarda bağımlılık iki ana başlıkta incelenir: davranışsal bağımlılık ve fiziksel bağımlılık (Akt. Kaya, 2013, s.59).
Abay’a (1999) göre ruhsal (psikolojik) bağımlılık, maddeye karşı sürekli ve yoğun bir istekle karakterizedir. Fiziksel bağımlılık ise yoksunluk belirtilerini önlemek için madde alma gereksinimi ve tolerans gelişimiyle tanımlanır (Akt. Balak, 2016, s.6).
Bağımlılık yapan maddeler, dopamin salınımını artırarak beynin ödül sistemini doğrudan etkiler. Bu durum, doğal ödül mekanizmalarının işleyişini bozar ve yapay bir haz döngüsünün oluşmasına yol açar. Sonuç olarak, kişi aynı haz deneyimini yeniden yaşayabilmek için davranışı sürekli tekrarlama eğilimine girer.
Madde Bağımlılığı
Madde bağımlılığı, kişinin alkol, sigara, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri kontrol edemeden tekrar tekrar kullanmasıdır. Bu durum hem fiziksel hem de zihinsel bağımlılık yaratır ve sosyal, mesleki ve sağlık sorunlarına yol açabilir.
Ögel’e (1997) göre madde bağımlılığı, halk arasında “uyuşturucu” kavramıyla eş anlamlı kullanılsa da, aslında bu tanım eksiktir. Çünkü bağımlılık yapıcı tüm maddeler uyuşturucu değildir; uyarıcılar da aynı kapsamda değerlendirilmelidir (Akt. Dinç, 2017, s.13).
Bağımlılık, çoğu zaman kendini tekrar eden bir döngü şeklinde ilerler. Kişi başlangıçta maddeye karşı merak duyar, ancak aynı zamanda olası zararlarından da korkar. Merak korkuyu yenince, “bir kereden bir şey olmaz” düşüncesiyle maddeyi dener. Ancak bu deneyim, kısa sürede kişinin madde kullanımını kontrol edemediği bir sürece dönüşür. Çoğu zaman kişi bağımlı olduğunu kabul etmez ve maddeyi istediği zaman bırakabileceğine inanır.
Ögel’e (2001) göre bedene girdiklerinde ruhsal, davranışsal ve bedensel değişikliklere neden olan kimyasallar; opiyatlar, uyarıcılar, merkezi sinir sistemi baskılayıcıları, halüsinojenler, uçucu maddeler ve esrar gibi maddeleri içerir (Akt. Dinç, 2017, s.13).
Davranışsal Bağımlılık
Arısoy’a (2009) göre bağımlılık denildiğinde genellikle akla madde veya alkol bağımlılığı gelse de, davranışsal bağımlılıklar da benzer şekilde işlev görmektedir. Kumar, alışveriş, teknoloji bağımlılıkları davranışsal bağımlılıklara örnektir (Akt. Özgen, 2016, s.9).
Sun’a (2013) göre davranışsal bağımlılıklar uzun süre araştırmacılar tarafından göz ardı edilmiştir. Bunun temel nedeni, kimyasal bağımlılıkların beyin üzerindeki etkilerinin daha kolay gözlemlenebilmesidir (Akt. Dinç, 2017, s.13).
Davranışsal bağımlılıklarda tolerans ve yoksunluk belirtileri fiziksel olarak belirgin olmasa da, zihinsel meşguliyet, duygu durum değişikliği, kişilerarası çatışmalar ve davranışın tekrarlanması gibi ölçütlerle değerlendirilebilir (Büdük, 2018, s.29).
Özgen’e (2016) göre dijital oyun, internet, alışveriş, seks ve telefon bağımlılığı gibi türler davranışsal bağımlılık kapsamında yer alır. Madde bağımlılığında olduğu gibi, kişi olumsuz sonuçlara rağmen bu davranışları sürdürmeye devam eder (Akt. Çakıcı, 2017, s.30).
Sonuç
Bağımlılık yalnızca kimyasal bir etki değil; biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan karmaşık bir süreçtir. Günümüzde teknolojinin etkisiyle madde dışı bağımlılık türleri artmakta, bireylerin yaşam kalitesi üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Bağımlılıkla mücadelede en etkili yöntem, farkındalık oluşturmak ve erken dönemde önleyici adımlar atmaktır.
Kaynakça
Abay, E. (1999). Klinik Psikiyatri – Madde Kullanımı ile İlişkili Bozukluklar (Çev. E. Abay). Ankara: Hekimler Yayın Birliği Matbaası.
Aktaş, A. (2018). Psikomotor stimulasyon teorisi ve bağımlılık.
Balak, F. (2016). Bağımlılık türleri ve etkileri.
Balıkçı, A. (2018). Bağımlılık: Tanım ve temel kavramlar.
Büdük, S. (2018). Davranışsal bağımlılıklar ve ölçütleri.
Çakıcı, H. (2018). Bağımlılık ve psikolojik etkileri.
Çakır, A., vd. (2013). Bağımlılık ve tatmin edici duygular.
Çavuş, S., Ayhan, F., & Tuncer, R. (2016). Bilgisayar oyunları ve bağımlılık: Üniversite öğrencileri üzerine bir alan araştırması. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, 43, 265‑289.
Dinç, M. (2017). Kimyasal ve davranışsal bağımlılıkların karşılaştırılması.
Günüç, A. (2009). Bağımlılık: Süreğen bir durum.
Marlatt, G. A. (1988). Assessment of Addictive Behaviors. New York, NY: The Guilford Press.
Ögel, K. (1997). Madde bağımlılığı kavramı ve tanımı.
Ögel, K. (2001). Madde bağımlılığı ve etkileri.
Öztürk, E. (2018). Bağımlılığın tarihsel değişimi ve modern türleri.
Öztürk, E., vd. (2007). Klinik uygulamalarda bağımlılık tanımları.
Orhan, S. (2018). Bağımlılığın psikolojik etkileri.
Özgen, A. (2016). Davranışsal bağımlılık türleri.



Yorumlar